
Biz bir şeyler hakkında konuşuyorduk
Boş duvarlar yazılmamış hikayeler gerçekdışı düşler ve aşklar hakkında
olamayacak yalanlar söylüyorduk karşımızdakilere düşerken kuyuların dibine
Pis tuvaletlerde buluyorduk aniden bedenlerimizi ruhlarını kusarken
Ve akıp giden derelerle birlikte yitiriyorduk taşlara vuran küçük değersiz hazinelerimizi
Kimi zaman söğüt ağacını bazı zamanda verimsiz toprakları suçluyorduk
Doğaya lanet okumak bela getirir biliyorduk
Ve koşa koşa gidiyorduk yağmur altında serapların peşinden çıplak ayaklarımızla
Zamanla kırışıyor sertleşiyor çirkin bir güzellikle harmanlanıyorduk
Şanslıysak eğer biraz yaratıcıydık ancak biraz
Çünkü akıllıydıkta tanrıyı oynamak aptallık olurdu ve bunu daha önce yapmıştık
Bazı zamanlar birileri çıkıp hareket edemiyeceğimiz gömlekler giymemizi söylüyordu beyaz mavi sarı renklerde
Gülüyorduk bizde onlara kırmızı kiremitlerle
Çatılara çıkıyor şarap şişeleri yuvarlıyoduk yoldan geçenlerin tepesine
Kuşlara bayat ekmekler ufalıyıp mutlu oluyorduk sahici kaçak gülümsemelerimizle
Üşüyorduk ayaz vurdukça tenimize
Sarlıyorduk arıdından kör gözlerimizle gördüklerimize
Yetmiyordu sıcaklıkları donmaya başlıyorduk
Ruhlarımıza günahlar yazdırıyorduk
Zamanı dondurmak yerine buz tepelerinde iliklerimize oynuyorduk en büyük kumarları
Bir güneş doğuyordu sonra
ama hemen sevinme diğerleri gibi oda batmak için doğuyor sadece
geceye kaldın bak yine
yıldız sandın ay ile beslenen toz tanelerini
bir sigara yaktın
sessizce
dumanlar ardından
kayboldun giderken sen
yine
...
http://www.youtube.com/watch?v=iQeRcRAr6ho&feature=related

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder